5 Kasım 2014 Çarşamba

BEN YAPTIM,OLDU!

Bazi zamanlar olur sizin kendinizin kendinize bile engel olamayip yasadiginiz anlar...
Kimi zaman bir yalnizligin sonucudur, kimi zaman kalabaliklarin ama en cok size aittir o anlar.
her nefesi her saniyesi. 
O anlardan birini paylasiyorum sizlerle...
Siz hic dilek dilediniz mi, 
yureginizdeki istek kutusunu hic araladiniz mi? 
Hic denemediyseniz bu yaziyla bir kez olsun, deneyin sadece bir kez...
Bir dilek diledim ben, herkesin dileklerde bulundugu O, cok ünlü 'aşıklar çeşmesinin' önünde.
O,  dilek öyle ayrıntılı bir dilekti ki.






'Dedim ki elli iki  haftalık bir yılda elli iki kitap okuyayım, kimsenin kalbini kırmayayım ama bir tane kalbi sürekli şehvetle tutkuyla anayım.
Üç yüz altmış beş gün gülümseyim, para kazanayım kendi kokumu kendi paramla satın alıp, 'özgürlüğün kokusu' diye ruhuma bedenime sıkayım.
Özgür olayım, asla diğerlerine  onlarin kurallarına, yasaklarına benzemeyim.
Benim gülüşüm kimseninkine benzemesin, ben benimkine benzemeyen bir gülüşe tutulayım. Benimkine benzemeyen bir ele dokunayım. 
Kimseler duymasın benim özgürlüğümü, ama herkes bilsin görsün istedim o dilek suyunun büyüsünü...
Ben,o dileği dilerken sonunda 'amin' dedim, insanlar sesli güldü,
'olur mu ya' öyle dediler.
'Olsun', diye bir de sübhaneke okudum. 
Sübhanekeyi ezbere bilmem takıldığım yerleri uydurdum.
Bir bozuk  para attım havuza arkam dönük kuralına göre. 
Attığım para heykelin burnuna çarpmış sonra yana sıçramış suya düşmemişti, ne yalan söyleyim, dedim : 
'kabul olmaz bu dilekler  ne suya düştü param, ne de doğruydu duam.'
Işte daha fazla sözle uzatmadan gördümki neyi nasıl istediysem geldi. 
Çok mu güzel istemiştim yada zaten benim olani mi beklemiştim bilinmez tek bilebildigim , istemeyi bilin kuralsizca masumca ve bazen inanmasaniz bile isteyin.
Kurulan hayaller, hedefler hep siz isteyin diye kalbinizdeler... 
Eee hadi beklemeyin, isteyin belki birazdan gelecekler..
Hayaller hedefler...
A.

Tek sayılı çifte mutsuzluklar.

Duygular söz konusu ise her zaman bir taraf biraz daha ağır basar mı? Yani imkansız mı iki insanın aşkının eşit ölçüde olması. Yoksa sevgiyi ölçmek kökten saçma bir fikir mi?

Değil aslında.
Siz de içten içe biliyorsunuz her şeyi bir başka şeyle kıyaslıyoruz.Konu aşk ise hep bir taraf geride kalıyor.Diğer tarafsa fedakarlıklar,görmezden gelmeler,kabullenmeler arasında boğulup gidiyor.

Sayı ikiyse,kıyas kaçınılmaz bir son zaten.Hangimiz daha çok seviyor,en çok anneni mi seviyorsun babanı mı,et mi sebze mi,beni mi daha çok sevdin onu mu,sayısal mı sözel mi gibi soruların cevaplarının hep tek sayılı bir cevapla son bulması bekleniyor.Genelde de beklenildiği gibi oluyor zaten.

Konudan sapmayayım.Bugün aklımı yorduğum şey mutlu sonlar.

Yani beklenti hep bu yönde ama olmalı mı derseniz hayır derim. Her güzel şey mutlu sonla bitmemeli,bitmez de zaten. Bazen duygular,anılar,sözler yanıltıcı olabilir.Mutsuz sonlar sizi alıp bambaşka bir yere götürüp bırakabilir. 

Kadere sitem de bir yere kadar.










Milena onun gibi sevmedi mesela.Bahanelerin ardına sığındı.Böyle büyük bir aşkı mektuplarda bıraktı.Hiç bir zaman vücut bulmadı,mutlu sonla bitmedi ama onun bu yılda dahi bu denli okunmasında sevilmesinde büyük pay sahibi oldu.On adım yürüyen bir adama bir adım da o sağladı. Kafka öldü,aşkı bizle kaldı.Milena için yüreği dağlanırken hiç aklına gelir miydi şu an onunla ilgili atıp tutacağımız.





Yani diyeceğim o ki,
Belki de sizi siz yapan o bıktığınız acıdır
Belki de her şey mutlu sonla bitmemelidir
Ve belki de onunla kurmadığınız bir hayat bu dünyada başınıza gelen en güzel şeydir.
Bazen mutsuz bir son,mutlu bir ömür getirir.
Y.